Hepimiz Ermeni miyiz?

Bilumum soruları, mantıklı/uçuk komplo teorilerini, toplumsal gidişatın geldiği
tehlikeli noktayı, katmanlar arası gerilmiş iplerin kopma noktasına
gelmesini filan bir kenara bırakalım… Ve hatta işin hüzünlü ve iç
burkan yönünü de bir kenara itelim bir süreliğine..
Hrant Dink cinayeti öncesi tüm tartışmaları, atışmaları, ‘Milliyetçilik’ adı
altında genç kuşağa pompalanan bağnaz ırkçılığı da geçici olarak rafa
kaldıralım…

Dink’in cenazesinde ortaya çıkan manzara üzerine biraz zihin jimnastiği yapalım:

Bizzat katilin de itiraf ettiği gibi; bu cinayetin bu kadar
büyük infial meydana getireceğini kimse bilemezdi. Toplumsal tepkinin
bu kadar geniş ve kuvvetli bir şekilde tebarüz edeceğini de tahmin
edebilecek kimse olmazdı sanırım.
Tartışmasız etkileyici bir manzaraydı salı günü yaşananlar.
Bunda Dink’in kişiliğinin etkisi kadar, Türk toplumunun içten içe
tutuşup büyüyen birtakım tehlikelere karşı ‘artık yeter’ demek
istemesinin de etkisi vardı. Cenazedeki kalabalık birkaç ay önce
yumurta yağmuruna tutulan mağdurlara kitlelerin verdiği gecikmiş bir
destekti belki de…

Biz Türkler sanırım sair tüm milletlerden çok daha fazla
duygusal ve fevriyiz… Öfkemiz de, merhametimiz de abartılı olabiliyor
çoğu zaman. Ve hele duygularımızın zirve yaptığı zamanlarda kantarın
topuzunu kaçırabiliyoruz…

Anladınız; lafı ‘Hepimiz Ermeni’yiz… Hepimiz Hrant Dink’iz’ içerikli pankartlara getireceğim.

Şüphesiz kimse bu pankartları düz mantık ile algılayıp, bir
kimlik ifadesi olarak görmüyor. İçerdiği mesajı şahsen ıskalamadığımı
bilerek bu yazıyı okumaya devam edin lütfen… Elbette böylesi sinsi,
hunharca, kalleşçe, aptalca ya da her ne diyecekseniz o şekildeki
saldırıya karşı gösterilen anlamlı bir tepkiydi cenaze kalabalığı.

Ancak bütün bunlar birtakım gerçekleri çarpıtmamızı ve olması gerekenleri yamultmamızı gerektirmiyor.

Duygusalız, dedim; ama Türk medyası Türk halkından çok daha fazla duygusal…

Bugüne kadar birçok özgür düşünceyi (Son örnek Atilla Yayla idi)
boğmakta herkesten önce davranan, hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasında
devletten çok daha paradigmacı olan Türk medyasının suikast sonrası
takındığı tavrı abartılı bulduğumu belirtmek isterim. Elbette öncelikle
böylesi haince bir cinayeti telin etmesi, olayın üzerine gitmesi
sevindirici gelişme… Danıştay saldırısı sonrası yaptığı
müptezelliklere tekrar prim vermemesi de… Ancak ‘vur derken
öldürme’nin de çok anlamı yok…

Bu nedenle ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ pankartlarını ‘Malkoçoğlu
Benim’ formatına çekmek hem yersiz hem de ülkenin yaşadığı sorunun
çözümüne değil, meselenin karmaşıklaşmasına katkıda bulunacağı açık.

Eminim Hrant Dink de yaşasaydı rahatsız olurdu. ‘Ne münasebet’
derdi. ‘Sizin Ermenileşmenize gerek yok, Ermeniler ile bir arada
kardeşçe yaşamanız yeterli’ diye konuşurdu. Ömrünü Türklerdeki Ermeni,
Ermenilerdeki Türk düşmanlığını bitirmeye vakfetmiş bir insan, duygusal
bir travma sonrası oluşan ruh halinin sürekli ve kalıcı olmasına karşı
çıkardı, diye düşünmekteyim.

Sorun Ermenilerin Türkleşmesi -ya da Türkleşmemesi- değildi ki
çözüm, Türklerin Ermenileşmesi olsun! Dink’in mücadelesini verdiği
dava, herkesi kendi kimliği ile kabul edip, karşılıklı birbirini
anlayabilmenin mümkün olduğu kavgasıydı.

Bizim Hrantlaşmamızla çözülmez Ermeni sorunu. Tüm dünyaya
Ermeni olduğumuzu ilan etsek bile bu ’sözde soykırım’ belasını defetmiş
olmayacağımızı herkesin bilmesi lazım. Bir cenazede pankart açarak
sorunların çözüleceğini zannediyorsak yanılıyoruz. Kaldı ki, medyanın
abartması beni ziyadesiyle rahatsız etmeye başladı.

Evet ben Ermeni değilim, Hrant Dink de kimsenin Ermeni
olmasını istemezdi. ‘Öteki’ olmayı istemektense, öteki oluşturmamayı
becermektir marifet.

Adliye kapılarında aydınları yumurta ve domates yağmuruna
tutan ırkçı zihniyetin aşısı değildir bu tarz. Belki benzer kapıya
çıkan bir aşırılıktır.

Başta medya olmak üzere, bu pankartları yapıp taşıyanların
hepsinin tüm mağdur ve mazlumların tarafında olmalarını da beklerim
açıkçası. Ne bileyim, ‘Hepimiz Elif Şafak’ız’, ‘Hepimiz başörtülüyüz’
filan gibi.

Ve bunu, insanlar ölmeden, testi kırılmadan yapmaktır marifet… Yoksa peynirden bir gemiye dönecek memleket!

NEDİM HAZAR – ZAMAN GAZETESİ- n.hazar@zaman.com.tr
Nedim HAZAR kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Yorum Yapın